Mısır’da darbe ve emperyalist politika

Mısır'da darbeOrdunun yönetimlere el koymasının siyasal literatürde anlamı askeri darbedir. Bu genel olarak hakim sınıflar arasındaki iç hesaplaşmanın bir parçası olarak, bazı hakim sınıf kliklerinin siyasal yönetimini askeri güçlere dayanarak ele geçirmesi anlamını taşır.

Arap baharı denilen ve Tunus, Mısır gibi ülkelerde yılların gerici diktatörlüklerinin yıkılmasını getiren kitle ayaklanmaları sürecinde, yıkılan diktatörlüklerin yerine ne yazık ki ayaklanan halkların temsilcileri geçemedi. En azından Mısır bakımından bunu daha net söyleyebilecek durumundayız.

Diğer yandan Mısır’da yapılan seçimler sonucunda ABD ve AB emperyalistleri çok önemli dayanaklarını yitirdiler. Emperyalistler bu nedenle bir yandan Mursi ile daha sıcak ilişkiler kurup Mısır üzerindeki emperyalist çıkarlarını güvenceye almaya çalışırken, diğer yandan da süreci tümden kendi kontrol edebilecekleri hale getirmenin yollarını aradılar.

Askeri darbe öncesi kitlelerin Mursi’ye karşı başlattığı haklı ayaklanmayı fırsat bilen hakim sınıfların ABD ve AB ile daha sıkı işbirliği içindeki kesimi, emperyalistlerin de onayını alarak ve orduyu kullanarak süreci kendi lehine çevirmeye çalışıyor. ABD ve AB emperyalistlerinin ordunun yönetime el koymasını darbe olarak nitelememesinin arka planında işte bu gerçeklik yatıyor.  

Bu çok açık, aynı zamanda ABD ve AB burjuva demokrasisinin iki yüzlülüğüne de yeni bir örnektir. Çıkarları gerektirdiğinde “özgürlük” adı altına savaş çıkaran, işgaller gerçekleştiren emperyalistlerin, kendi işbirlikçisi ordular eliyle darbeler yapılmasına karşı çıkmasını beklemek zaten gereksiz ve anlamsız bir iyimserliktir. Onların özgürlük anlayışı, sadece ve sadece sermayelerinin kolay dolaşımı, yatırımı ve azami kâr getirmesidir. Bunları kim, nasıl gerçekleştiriyorsa, emperyalistler açısından ilk etapta bunlar yeterlidir.

Emperyalistlerin ordunun yönetime el koymasını darbe dememesinin diğer bir nedeni de Arap baharı ile başlayan halk ayaklanmalarının önünü kesme hareketidir. Mısır’daki darbe ile, hakları verilmediği, sorunları çözülmediği için Mübarek’i indirdik, seni de indirmesini biliriz diyen halk kitlelerinin isyan hakları da zehirlenmiştir. Halk kitleleri “ya Mursi ya ordu” seçeneği altında bırakılarak kendi ayaklanma gücüne karşı güvensizlikler sağlanmış, ayaklanan halkın ciddi bir kısmını da askeri darbeye karşı direnen Mursi ve Müslüman kardeşlerin ortamına itmişlerdir. En önemlisi de halk ayaklanmaları hakkında kuşkular yaratılmış, böylelikle halkın isyan etme ve ayaklanma hakkına kuşkuyla bakmasını getirmiştir.

Bu darbe, Mısır’da halkın kendi sorunları için emperyalistlerden ve Müslüman kardeşlerden bağımsız davranmasının/ayaklanmasının önüne çok ciddi bir barikat olmuştur. Emperyalistlerin Mısır’da ordunun yönetime el koymasına “darbe” dememelerinin bir nedeni de bu somut olgudur.

Ayaklanma sürecinden geçmiş Mısır halkının önünde, hem darbecilere hem de gerici Mursi kliğine karşı üçüncü bir cepheyi oluşturma, kendi ayakları üzerinde özgürlük  ve demokrasi mücadelesini büyütme görevi duruyor.